Ayna

Bilgelik, öğrendiklerimizi, bildiklerimizi, bilgiyi hayata geçirmektir, bedene indirmektir, sindirmektir.

Sürekli olarak okuruz, duyarız, görürüz, bir çok kanaldan bilgi ediniriz. Ancak aldığımız her bilgi kalıcı olmaz, kalıcı olanların da tamamı anlamlı olmaz, hem kalıcı hem anlamlı olanların da hepsi davranışa dönüşmez. Bilgi kalıcı ve anlamlı olduğunda, kişinin davranışına dönüştüğünde öğrenme gerçekleşmiş demektir. İşte öğrenmenin tanımında da okuduğumuz, yazdığımız, hep söylediğimiz o bildik cümledeki “davranış değişikliği” bilginin bedene inmesidir. Bilgi anlam kazanıp bedenlendiğinde, harekete dönüştüğünde ezberden çıkıp öğrenmeye dönüşmüş demektir.

Bilgelik ise her varlığın özünde bulunan ama çoğu zaman bilincinde olmadığımız, unutulmuş olan saf bilginin yaşam süresince edinilen öğrenmeler, yaşantılar, düşünerek öze ulaşmalar yoluyla hatırlanması, davranışa dönüşmesidir. Davranışa dönüşmemiş bilginin birey için çok da bir değeri yoktur. Hani “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” demiş ya Ziya Paşa, işte tam da bunu anlatır bu söz. Söylediğin değil yaptığındır aslolan. Dilinin söylediğini ne kadar hayatına geçirebiliyorsun?

Ruh hisseder, zihin düşünür, beden yapar. Çoğu zaman bu üçü farklı telden çalar. Zihin başka düşünür, ruh başka hisseder, beden başka şey yapar. En azından biri farklı yoldadır. Bilginin deneyime inmesi demek beden, zihin ve ruh üçlüsünün aynı hizaya gelmesi demektir. Bir konuda zihnin düşündüğüne ruh hisleriyle eşlenip beden de aynı frekansta hareket ettiğinde bütünlük sağlanır ve gerçek anın gerçek deneyimi oluşur. İşte böyle “an“larda yaptığınız şey her neyse sadece o vardır, akış vardır, öz vardır, gerçek siz varsınızdır.

ayna2Herkes tam ve bütündür, herkesin özünde uyuyan bir bilge vardır. Yaşam aynaya bakıp o bilgeyi görmek, uyandırmak ve tekrar cana getirmektir. Tekrar diyorum çünkü çocukluğumuzda uyanıktır o bilge. İnanmazsanız bir konuda başınız sıkıştığında bir çocuğa akıl danışın 🙂

Peki, nasıl uyandıracağız onu?

İlk yapmanız gereken durmak, gerçek anlamda durmak, her ne yapıyorsanız bırakın ve nefesinizi fark edin. Nasıl nefes alıyorsunuz? Çünkü nefes; beden, zihin ve ruhun ortak noktasıdır, görüntüsüdür. Çünkü nefesiniz nasılsa hayatınız da öyledir.

Kendinize sorun: “Şu an ne düşünüyor, nasıl hissediyor ve ne yapıyorum?

Haydi bırakın koşturmayı, durun, nefesinizi fark edin, bakın aynaya, sorun kendinize, uyandırın içinizdeki özü.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s