Eğitim ailede başlar, peki nereden başlar?

Yıllardır içerisinde yer aldığım eğitim dünyasında en büyük amacım öğrencilerim ve elbette onların ailelerinden başlayarak topluma fayda sağlayabilmek olmuştur. Bir toplumun en önemli varlığı çocukları ve gençleridir. Bireysel anlamda elbette en çok önem verip üzerine titrediğimiz, hayatımızın tam da merkezinde yer alan, her ne yapıyorsak uğurlarına yaptığımız, hiç düşünmeden canımızı verebileceğimiz yegane varlığımız kendi evlatlarımızdır….

YKS’ye doğru…

Bu yazımda, aylardan belki yıllardan beri hazırlandıkları üniversite sınavına girecek olan adaylara birkaç tüyo vermek istiyorum. Öncelikle kendi öğrencilerime de söylediğim gibi sınavdan bir gün öncesine kadar çalışmaya devam edin. Sınava 1 hafta kaldı biraz da dinleneyim diyerek rehavete kapılmayın, son güne kadar rutin çalışmanızı devam ettirin. Denemeler çözün, tekrar yapın. Sınava gireceğiniz okulu, sınıfınızı,…

Ritmoterapi

Her şeyden öte ritim, frekans ve titreşimlerden oluşan fiziksel bir gerçeklik olarak sestir ve vücut üzerinde kesin, fiziksel bir etki yaratır. Ayrıca ritim çalışması yapan birey,  ne zaman ve ne şiddette, bas mı tiz mi vuracağının bilinciyle ritim vurmanın yanısıra aynı anda yüksek bir dikkat ve odaklanma gerektiren “sayma” işini de yapmaktadır. Sadece bunu yapması bile  sağ ve sol beynin aynı anda aktive olması dolayısıyla odaklanma, bilişsel beceriler, yaratıcılık ve öğrenme üzerinde de olumlu etki etmektedir.

12 adımda hedefinize ulaşın

Bir önceki yazımda hedeflerin hayatımızda ne kadar önemli bir yere sahip olduğundan ve aslında hedef oluşturup harekete geçmenin hayatımızın gidişatında, istediklerimizin gerçek olmasında ne kadar belirleyici olduğundan söz etmiştim. Gerçekten de hayallerimizi gerçeğimiz yapmada hedeflerimizi iyi bir şekilde oluşturmak belirleyicidir. Peki, hedef oluştururken nelere dikkat etmemiz gerekir? Hedeflerinizi belirlerken önce kendinize “gerçekten istediğim bu mu?”…

Hedef

Kendi hayatımda bir süre önce fark ettiğim bir şeyi paylaşmak istiyorum sizlerle. Hani “gerçek hayalini bul, gerçeğini bul” adlı makalemde bu dünyaya neden geldiğimi çoook düşündüm demiştim ya. Yine bir gün sorgularken gerçekten istediğim nedir diye aklıma geliverdi yavaştan yavaştan. Çocukken hepimiz duymuşuzdur defalarca “ne olacaksın büyüyünce?” sorusunu. Acaba ne yanıt vermiştim ki? Hep aynı…

Zaten öğrenirsiniz…

Bi düşünün; şu an en fazla 15 yaşındasınız, cep telefonu, bilgisayar, tablet kullanıyorsunuzdur herhalde. Hatta bununla da yetinmeyip elinize geçen herhangi bir teknolojik aleti de rahatlıkla kullanabilirsiniz sanırım. Bazı büyüklerinizin açmaya, eline almaya bile korktuğu cihazlar sizin eliniz, kolunuz misali doğal bir parçanız gibidir dersek yanlış olmaz belki de. Nereden öğrendiniz bunları böylesine etkin kullanmayı?…

Gerçek hayalini bul, gerçeğini yarat…

Hiç bir şey öylesine değil, rastgele değil. Her şeylerin bir sebebi var, bir amacı var. Canlı cansız tüm varlığın, var oluşun, güneşin, güneşlerin, Dünya gezegeninin, Mars’ın, Venüs’ün, adını bildiğimiz bilmediğimiz bütün galaksilerin, evrenin, evrenlerin, makrodan mikroya hatta nanoya kadar her şeyin bir amacı var, hatta başka bir şeyler de onun oluşmasına hizmet ediyorlar… Tüm bunlar…

“Öğretmek?”

Daha farklı nasıl anlatılır bilmem. Çok iyi bildiğiniz bir şeyi, o kadar da iyi bilmeyen birinin yapışını müdahale etmeden izlemek… Çok şey barındırır içerisinde. Sabır, saygı, sükunet, anlayış, kabul… Zordur. Beklemek gerekir, bırakmak gerekir. Mesleğimde çokça karşılaştığım bir durumdur. Öğretmen olarak sürekli çok iyi bildiğiniz bir şeyleri hiç bilmeyen öğrencilerinize öğretmeye çabalar ve öğrenmelerini, yapabileceklerini…

Kendini Doğrulayan Kehanet

Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan? Bedenimiz mi zihnimizi kontrol eder, zihnimiz bedenimizi mi? Yalnız olduğum için mi yalnız olacağıma inanıyorum, yalnız olduğuma inandığım için mi yalnızım? Başarısız olduğum için mi başarısızım yoksa başarısız olacağımı düşündüğüm için mi başarısız oldum? Gerçekten kimse beni anlamadığı için mi kimsenin beni anlamadığını düşünüyorum yoksa öyle düşündüğüm için…

Yeni Atölyede İlk Röportaj… Cezmi Orhan…

Çağımızın gerçek sanatçılarından çok değerli Cezmi Orhan’ı, henüz tadilatını bile tamamlamadığı yepyeni atölyesinde ziyaret ettik. İşlerinin ve yoğun programının arasında bize vakit ayırarak sorularımızı her zamanki içtenliği, sanatçı duyarlılığı, bilgeliği ve misafirperverliği ile, Cezmi Orhan farkı ile yanıtladı. İşte merak ettiğiniz o yanıtlar. Ben dinlemeye doyamadım eminin siz de okumaya doyamayacaksınız 🙂 Keyifli okumalar… Ş.G….