30 yeni mesajınız var: “İyi bayramlar”

Nerde o eski bayramlaaar… Diyerek hayıflanarak başlamayacağım yazıma. Geçenlerde bir yazı okudum, günlük hayatın, yaşantının, değerlerin değişmesi, teknolojinin hayatımızın tam ortasında kocaman bir yer kaplamasının da etkisiyle eski bayramlara özlem ifade eden, bayram sevincinin, coşkusunun, bayramlık heyecanının küçük yerlere, köylere sıkışıp kaldığını anlatan, kimi yerde katıldığım bazı noktalarda aynı fikirde olmadığım bir yazıydı. Evet, bayramlar…

Kahve istiyorsam içerim…

Canım kahve istiyor, n’aparım? Kalkar kendime kahve yaparım ve içerim. Oohhhh! Bir kafeye gider ve sipariş ederim. Oohhhh! Bir arkadaşımı çağırırım, kahve, sohbet, muhabbet… Oohhhh! Bir arkadaşıma giderim, kahve, sohbet, muhabbet… Oohhhh! Sizin aklınıza gelen başka her türlü yöntem de makbuldür, etik, edepli olduğu sürece tabii… 😉 Sonuç kahve istiyorsam kesin içerim. Oohhhh! Başarmak için ilk şart inanmaktır denir. Peki inanmanın…

Affetmek Ne Değildir?

Önce affetmek nedir sorusuyla başlayalım; Affetmek, kendinizle ve başkalarıyla ilgili gerçekçi olmayan beklentileri geride bırakma, içinizdeki eskimiş, ağır, hareketsiz, acı verici kütlenin, blokajın çözülmesi ve yerine taze, ferah, hafif bir enerji akımının dolması demektir. Affetmenin ne olduğunu biliriz de nasıl affedileceğini bilmeyiz. Bir önceki yazımda  nasıl affedileceğine dair affetme döngüsünü ayrıntılı bir şekilde anlatmıştım. Peki,…

Ruhunu Konuştur

Tüm organizmaların yaşamlarını devam ettirebilmek için enerjiye gereksinimi vardır. Enerji yaşam kaynağıdır. Düşünmek, konuşmak, hareket etmek, bir şeyler üretmek ve daha bir dolu şey yapmak için kullanırız bu enerjiyi. Bedenimizin hayatta kalması enerji ihtiyacının karşılanmasına bağlıdır. Yiyecekler yoluyla aldığımız besinlerle birlikte nefesle bedene alınan oksijen ve su da hayati değere sahiptir. Yediklerimiz, nefes ve su…

Ayna

Bilgelik, öğrendiklerimizi, bildiklerimizi, bilgiyi hayata geçirmektir, bedene indirmektir, sindirmektir. Sürekli olarak okuruz, duyarız, görürüz, bir çok kanaldan bilgi ediniriz. Ancak aldığımız her bilgi kalıcı olmaz, kalıcı olanların da tamamı anlamlı olmaz, hem kalıcı hem anlamlı olanların da hepsi davranışa dönüşmez. Bilgi kalıcı ve anlamlı olduğunda, kişinin davranışına dönüştüğünde öğrenme gerçekleşmiş demektir. İşte öğrenmenin tanımında da…

“Öğretmek?”

Daha farklı nasıl anlatılır bilmem. Çok iyi bildiğiniz bir şeyi, o kadar da iyi bilmeyen birinin yapışını müdahale etmeden izlemek… Çok şey barındırır içerisinde. Sabır, saygı, sükunet, anlayış, kabul… Zordur. Beklemek gerekir, bırakmak gerekir. Mesleğimde çokça karşılaştığım bir durumdur. Öğretmen olarak sürekli çok iyi bildiğiniz bir şeyleri hiç bilmeyen öğrencilerinize öğretmeye çabalar ve öğrenmelerini, yapabileceklerini…

Kendini Doğrulayan Kehanet

Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan? Bedenimiz mi zihnimizi kontrol eder, zihnimiz bedenimizi mi? Yalnız olduğum için mi yalnız olacağıma inanıyorum, yalnız olduğuma inandığım için mi yalnızım? Başarısız olduğum için mi başarısızım yoksa başarısız olacağımı düşündüğüm için mi başarısız oldum? Gerçekten kimse beni anlamadığı için mi kimsenin beni anlamadığını düşünüyorum yoksa öyle düşündüğüm için…

Ana gibi yar baba gibi diyar olmaz…

Kahramandır baba… Sığındığımız liman, her daim arkamızda hissettiğimiz güçlü nefes, varlığının yettiği heybettir baba. Kökleri toprağın altında sapasağlam bir ağaç gibidir. Rüzgâr, fırtına, yağmur, sel, her koşulda ayaktadır, seni de kuşatır, korur, kollar. Kız çocuğunun tanıdığı ilk erkektir, ilk aşktır. Erkek çocuğunun ise olmak istediğidir, idealdir… Babamdan öğrendim: Yüzmeyi babamdan öğrendim. Ne kadar korksam da…

Anne

Anne. Anne dediğimde aklıma gelen ilk şey hiçbir karşılık beklemeden, sadece vermektir. Bebeğini kucağına almadan başlar anne vermeye. Kanından verir, can getirir dünyaya, canıyla besler, insan yaratır. Ana olmak hayat verdiği canda var olmak, bu dünyadan gitse de var olmaya devam etmektir. Yakın zamanda okuduğum bir makale beni çok etkilemişti, Chicago’da yaşayan Türk genetikçi Hande…

Yeni Atölyede İlk Röportaj… Cezmi Orhan…

Çağımızın gerçek sanatçılarından çok değerli Cezmi Orhan’ı, henüz tadilatını bile tamamlamadığı yepyeni atölyesinde ziyaret ettik. İşlerinin ve yoğun programının arasında bize vakit ayırarak sorularımızı her zamanki içtenliği, sanatçı duyarlılığı, bilgeliği ve misafirperverliği ile, Cezmi Orhan farkı ile yanıtladı. İşte merak ettiğiniz o yanıtlar. Ben dinlemeye doyamadım eminin siz de okumaya doyamayacaksınız 🙂 Keyifli okumalar… Ş.G….