30 yeni mesajınız var: “İyi bayramlar”

Nerde o eski bayramlaaar… Diyerek hayıflanarak başlamayacağım yazıma. Geçenlerde bir yazı okudum, günlük hayatın, yaşantının, değerlerin değişmesi, teknolojinin hayatımızın tam ortasında kocaman bir yer kaplamasının da etkisiyle eski bayramlara özlem ifade eden, bayram sevincinin, coşkusunun, bayramlık heyecanının küçük yerlere, köylere sıkışıp kaldığını anlatan, kimi yerde katıldığım bazı noktalarda aynı fikirde olmadığım bir yazıydı. Evet, bayramlar…

Ana gibi yar baba gibi diyar olmaz…

Kahramandır baba… Sığındığımız liman, her daim arkamızda hissettiğimiz güçlü nefes, varlığının yettiği heybettir baba. Kökleri toprağın altında sapasağlam bir ağaç gibidir. Rüzgâr, fırtına, yağmur, sel, her koşulda ayaktadır, seni de kuşatır, korur, kollar. Kız çocuğunun tanıdığı ilk erkektir, ilk aşktır. Erkek çocuğunun ise olmak istediğidir, idealdir… Babamdan öğrendim: Yüzmeyi babamdan öğrendim. Ne kadar korksam da…

Anne

Anne. Anne dediğimde aklıma gelen ilk şey hiçbir karşılık beklemeden, sadece vermektir. Bebeğini kucağına almadan başlar anne vermeye. Kanından verir, can getirir dünyaya, canıyla besler, insan yaratır. Ana olmak hayat verdiği canda var olmak, bu dünyadan gitse de var olmaya devam etmektir. Yakın zamanda okuduğum bir makale beni çok etkilemişti, Chicago’da yaşayan Türk genetikçi Hande…