Gerçek hayalini bul, gerçeğini yarat…

Hiç bir şey öylesine değil, rastgele değil. Her şeylerin bir sebebi var, bir amacı var. Canlı cansız tüm varlığın, var oluşun, güneşin, güneşlerin, Dünya gezegeninin, Mars’ın, Venüs’ün, adını bildiğimiz bilmediğimiz bütün galaksilerin, evrenin, evrenlerin, makrodan mikroya hatta nanoya kadar her şeyin bir amacı var, hatta başka bir şeyler de onun oluşmasına hizmet ediyorlar… Tüm bunlar…

Ruhunu Konuştur

Tüm organizmaların yaşamlarını devam ettirebilmek için enerjiye gereksinimi vardır. Enerji yaşam kaynağıdır. Düşünmek, konuşmak, hareket etmek, bir şeyler üretmek ve daha bir dolu şey yapmak için kullanırız bu enerjiyi. Bedenimizin hayatta kalması enerji ihtiyacının karşılanmasına bağlıdır. Yiyecekler yoluyla aldığımız besinlerle birlikte nefesle bedene alınan oksijen ve su da hayati değere sahiptir. Yediklerimiz, nefes ve su…

Ayna

Bilgelik, öğrendiklerimizi, bildiklerimizi, bilgiyi hayata geçirmektir, bedene indirmektir, sindirmektir. Sürekli olarak okuruz, duyarız, görürüz, bir çok kanaldan bilgi ediniriz. Ancak aldığımız her bilgi kalıcı olmaz, kalıcı olanların da tamamı anlamlı olmaz, hem kalıcı hem anlamlı olanların da hepsi davranışa dönüşmez. Bilgi kalıcı ve anlamlı olduğunda, kişinin davranışına dönüştüğünde öğrenme gerçekleşmiş demektir. İşte öğrenmenin tanımında da…

“Öğretmek?”

Daha farklı nasıl anlatılır bilmem. Çok iyi bildiğiniz bir şeyi, o kadar da iyi bilmeyen birinin yapışını müdahale etmeden izlemek… Çok şey barındırır içerisinde. Sabır, saygı, sükunet, anlayış, kabul… Zordur. Beklemek gerekir, bırakmak gerekir. Mesleğimde çokça karşılaştığım bir durumdur. Öğretmen olarak sürekli çok iyi bildiğiniz bir şeyleri hiç bilmeyen öğrencilerinize öğretmeye çabalar ve öğrenmelerini, yapabileceklerini…

Kendini Doğrulayan Kehanet

Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan? Bedenimiz mi zihnimizi kontrol eder, zihnimiz bedenimizi mi? Yalnız olduğum için mi yalnız olacağıma inanıyorum, yalnız olduğuma inandığım için mi yalnızım? Başarısız olduğum için mi başarısızım yoksa başarısız olacağımı düşündüğüm için mi başarısız oldum? Gerçekten kimse beni anlamadığı için mi kimsenin beni anlamadığını düşünüyorum yoksa öyle düşündüğüm için…

Ana gibi yar baba gibi diyar olmaz…

Kahramandır baba… Sığındığımız liman, her daim arkamızda hissettiğimiz güçlü nefes, varlığının yettiği heybettir baba. Kökleri toprağın altında sapasağlam bir ağaç gibidir. Rüzgâr, fırtına, yağmur, sel, her koşulda ayaktadır, seni de kuşatır, korur, kollar. Kız çocuğunun tanıdığı ilk erkektir, ilk aşktır. Erkek çocuğunun ise olmak istediğidir, idealdir… Babamdan öğrendim: Yüzmeyi babamdan öğrendim. Ne kadar korksam da…

Anne

Anne. Anne dediğimde aklıma gelen ilk şey hiçbir karşılık beklemeden, sadece vermektir. Bebeğini kucağına almadan başlar anne vermeye. Kanından verir, can getirir dünyaya, canıyla besler, insan yaratır. Ana olmak hayat verdiği canda var olmak, bu dünyadan gitse de var olmaya devam etmektir. Yakın zamanda okuduğum bir makale beni çok etkilemişti, Chicago’da yaşayan Türk genetikçi Hande…

Yeni Atölyede İlk Röportaj… Cezmi Orhan…

Çağımızın gerçek sanatçılarından çok değerli Cezmi Orhan’ı, henüz tadilatını bile tamamlamadığı yepyeni atölyesinde ziyaret ettik. İşlerinin ve yoğun programının arasında bize vakit ayırarak sorularımızı her zamanki içtenliği, sanatçı duyarlılığı, bilgeliği ve misafirperverliği ile, Cezmi Orhan farkı ile yanıtladı. İşte merak ettiğiniz o yanıtlar. Ben dinlemeye doyamadım eminin siz de okumaya doyamayacaksınız 🙂 Keyifli okumalar… Ş.G….

Öğrenci Koçluğu

Okul, dersler, sınavlar, notlar, daha büyük sınavlar, hayatımızı belirleyen sınavlar, o üniversiteye girmek için almamız gereken puanlar… Tüm bunlar için öğrenmemiz gereken bir dolu şey…  Her şeyden önce öğrenmemiz gereken şey ise… Öğrenmek, öğrenmeyi öğrenmek, çünkü öğrenme hep olacak hayatımızda, sürekli bir şeyler öğreniyoruz, öğrenmeye çabalıyoruz, hatta bazen istemediğimizi zannettiğimiz şeyleri bile öğrenmek zorunda bırakılıyoruz….